Akıllı Telefon Bağımlılığına Bilimsel Bir Bakış

314

Etrafımız telefonun parlak ekranına bakmadan birkaç dakikadan uzun süre yaşayamayacak gibi görünen insanlarla dolu. Neredeyse herkes sürekli olarak arkadaşlarının sosyal medyada neler yaptıklarını gösteren bildirimleri takip eden veya sürekli olarak mesajlaşan kişiler haline geldi. Bu durum da pek çok insanda, akıllı telefonların asosyal davranışa neden olduğu düşüncesini ortaya çıkarıyor.

Peki, her şeye yanlış açıdan bakıyor olabilir miyiz? Akıllı telefon bağımlılığı asosyallikten ziyade aşırı-sosyallik olabilir mi?

29 Ocak’ta (2018) kabul edilen ve Frontiers in Psychology‘de yayımlanan bir araştırmada, başkalarını izleme ve takip etme ve aynı zamanda da başkaları tarafından izlenme ve takip edilme tutkusunun evrimsel sürecimizde çok öncelere dayandığını ileri sürüyor.

İnsanlar, hayvanlar aleminde eşsiz bir sosyal tür olarak ve kültürel anlamda uygun davranış arayışı içerisinde başkalarından edinilecek düzenli bilgiye de ihtiyaç duyar biçimde evrimleşti. Bu, aynı zamanda da; anlam, hedefler ve kimlik hissi bulabilmelerinin de bir yoludur.

Yakında yayımlanacak olan bu çalışmada, McGill University’den araştırmacılar, akıllı teknolojinin işlevsiz kullanımı üzerine güncel literatürü evrimsel bir mercekle gözden geçirdiler ve en bağımlılık yaratan akıllı telefon fonksiyonlarının neredeyse hepsinin ortak bir temayı paylaştıkları bulgusuna ulaştılar: İnsanlar, diğer insanlarla bağlantı kurma arzusundadır.

Sağlıklı Dürtüler Sağlıksız Bağımlılıklar Haline Gelebilir

Esasında akıllı telefonlar, sosyalleşmek gibi son derece sağlıklı ve normal bir insan ihtiyacından faydalanıyor. Ancak ne var ki; aşırı sosyallik sağlayan bu durumun ölçeği ve temposu, beynin ödül sisteminin aşırı çalışmasına ve nihayetinde de sağlıksız bağımlılıkların ortaya çıkmasına neden olabilir.

Gıdanın, bolca bulunduğu ve Dünya nüfusunun neredeyse yarısı için kolaylıkla erişilebilir olduğu sanayi sonrası çevrelerde, uzak evrimsel baskılar tarafından yontulmuş yağ ve şeker isteğimiz, doyumsuz bir aşırılığa kolaylıkla varabilir ve obezite, şeker hastalığı ve kalp hastalığı gibi hastalıklara yol açabilir. Bağlanmak için bir araç olarak akıllı telefon kullanımının sosyal açıdan ihtiyaç ve ödülleri de, benzer şekilde, hiper-sosyal takip etme durumunun manik tiyatrosunu üretme noktasına varabilir.

Konu üzerinde oldukça fazla panik söz konusudur. Ancak araştırma, bazı güzel haberler sunuyor ve bağımlı olunanın akıllı telefonlar değil, sosyal anlamda etkileşim içerisinde bulunma arzusunun olduğunu ileri sürüyor. Araştırmada bu durumun üstesinden gelmenin de bazı basit çözümlerine değiniliyor.

Anlık bildirimlerim alımını kapatmak ve telefonunuzu kontrol etmek için uygun zaman aralıkları belirlemek, akıllı telefon bağımlılığını kontrol altına alma noktasında iyi bir yol kat edebilmeyi mümkün kılabilir. Araştırma ayrıca, akşam saatlerinde ve hafta sonları mail gönderimini yasaklayan şirket politikalarının da önemli olduğunu ileri sürüyor. Öte yandan akıllı telefon kullanımının sıklığına dair uygun zamanlamalar belirleme konusunda bir hareketin başlaması gerekiyor. Ebeveyn ve öğretmenler, konunun önemine dair farkındalık geliştirmeliler.

İşte başlangıç için birkaç öneri:

  • Bağımlılığınızın, başkalarıyla bağlantı kurmak için normal bir dürtü olduğu gerçeğini hatırlayın ve rahatlayın.
  • Anlık bildirim alımını telefon ayarlarınızdan kapatın ve kendinizce telefonunuzu isteyerek kontrol edececeğiniz uygun zamanlamalar ayarlayın.
  • Ne zaman iletişim kuracağınız konusunda net beklentiler belirleyin ve arkadaşlarınızla, ailenizle ve iş çevrelerinizle “kasıtlı protokoller” oluşturun.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here