Uzaylılar Nerede?

1133
Uzaylilar nerede?

Evet soru açık. Uzaylılar nerede? Neden Bugüne Kadar Hiç İletişim Kuramadık?

Evren hayal edemeyeceğiniz kadar büyük. Bu muazzam büyüklüğün içinde, “Uzaylılar nerede?” diye sormamız hiç de mantıksız değil. Dünyadaki bütün kum tanelerini saysaydınız, dünyanın evrendeki yeri bir kum tanesi büyüklüğüne bile eşdeğer olmazdı. 10 bin kum tanesi için bir gezegen. Hayal etmesi zor değil mi?

İnsanoğlu binlerce yıldır dünyada. Peki binlerce yıllık bu süreç, içinde bulunduğumuz evren için ne anlama geliyor? Söylemek istemezdik ama neredeyse hiçbir şey. Dünya 4.4 milyar, evren ise 13.8 milyar yaşında. Peki uzaylılar nerede? Evren 13.8 milyar yaşında ise neden bir uygarlık çıkıp galaksileri kolonize etmedi? Yeterli zaman yok muydu?

Belki biz kendi kendimize “Uzaylılar nerede?” diye sorarken, galaksiler başka medeniyetler tarafından kolonizei edildi ama biz bilmiyoruz. Belki ettiler ama sonrasında kendi kendine yok oldular. Dünyamız o yok oluşun sonucunda oluşmuş olabilir. Belki de bizler o yok oluşun bir eseriyiz. Belki yaşadığımız insanlık tarihi uzaylılarla karşılaşmak için yeterince uzun bir zaman dilimi değil. Belki çoktandır izleniyoruz ama henüz sahip olduğumuz teknoloji ile bunu fark edemiyoruz. Belkilerle dolu bir çok teori var gelin bu teorileri inceleyerek uzaylılar nerede? sorusuna hep birlikte cevap bulmaya çalışalım.

UZAYLILAR NEREDE?

1. ÇOK UZAKTA OLABİLİRLER

Evren çok büyük ve henüz sahip olduğumuz teknoloji evreni keşfetmek için yeterli değil. Gözlemlenecek milyarlarca galaksi var ve biz daha yolun çok başındayız. 1977’den beri uzayda seyahat eden Voyager 1 adlı uydumuz güneş sisteminin dışına çıkalı henüz 4 sene oldu. Aşılacak çok uzun yollar ve biz çok yavaş ilerliyoruz. Uzaylılar nerede? diye sorup duruyoruz ama teknolojik yetersizliğimizin farkında değiliz.

2. NOKTA ATIŞI YAPAMAMIŞ OLABİLİRİZ

Doğru zamanda doğru yerde olamamış olabiliriz. Örneğin dünya dışı yaşam için X-412-B gezegenini dinleyip, üzerine uzun araştırmalar yaparak sonuca ulaşmamız gerekirken, bizler B-124-A gezegenini dinleyip, başarısız sonuçlar elde etmiş olabiliriz. Her ne kadar 1977 yılında SETI (Search For Extraterrestrial Intelligence – Dünya Dışı Akıllı Yaşam Araştırması) projesi kapsamında edilen “Wow Sinyali” bize umut vermiş olsa da maalesef tekrar bu kadar umut verici bir bulgu elde edemedik. Sizce elde edilen başarısız sonuçlar, nihai gerçeği göz ardı etmemizi engellemeli mi?  Okyanusdan bir bardak su alıp “balinalar yoktur” diyebilir miyiz?

3. ÇOK ÖNCEDEN GELDİLER, GİTTİLER.

Çok gelişmiş teknolojilere sahip, evrende akıllı yaşam formları araştırması yapan bir uygarlık düşünün. Fizik yasalarını alt üst etmişler. Suni solucan delikleri oluşturup evrenin farklı noktalarına istedikleri şekilde seyahat edebiliyorlar. Belki de 70 milyon yıl önce dünyayı ziyaret ettiler ama dinozorlarla iletişim kuramadılar. Okyanuslara inip, keşif yaptılar ama balıklarla pek anlaşamadılar. Bu uygarlığa göre bu seviyedeki yaşam formları çok sıradan hatta pek de bir şey ifade etmeyen canlılar olabilir. Belkide gezegenimizde aradıkları şeyi bulamadılar .”Buradan bir şey çıkmaz” diyerek listede gezegenimizin üstünü çizmiş olabilirler. “İletişim kurulamayacak seviyede bilinç seviyesi” diyerek 100 milyon yıl sonra tekrar ziyaret etmek için not almış olabilirler. Bilemeyiz.

4. BİZİ İZLİYORLAR

A. TEKNOLOJİK SINAV (Barışçıl)

Belki de gelişmiş barışçıl bir uygarlık bizimle iletişime geçmek için belli bir teknolojik sınıra ulaşmamızı bekliyor. İnsanlığın bu sınavı kimseden yardım almadan tamamlaması gerekiyor. Bu tüm uygarlıklar için yapılan bir sınav olabilir. Sınavı başarıyla tamamlayan uygarlıklar teknoloji ile ödüllendirilecek olabilir. Bu uygarlık muhtemelen bütün evreni gözetliyor ve bizleri de yakından izliyordur. Sınavı henüz geçemedik ve bizim teknolojimiz  henüz bu uygarlığı algılayabilecek yeterliliğe sahip değil.

B. ÖNEMSENMEME TEORİSİ (Nötr)

Gelişmiş bir uygarlık kendi için tehlike arz etmeyen uygarlıklarla ilgilenmiyor olabilir. Belkide bizim çoktan farkımıza vardılar ama bizi umursamıyorlar. Onlar için bizim teknolojimiz tehlike arz etmiyor. Bizim nükleer füzelerimiz, savaş uçaklarımız onlar için hiçbir şey ifade etmiyor olabilir. Bizler meraklı bir uygarlığız. Onlar için merak diye bir kavram olmayabilir. Onlar için heyecan verici bir keşif olmayabiliriz.  Sokaktaki bir karıncayı ne kadar önemsiyorsunuz? Karınca size zarar veremez. Onunla iletişimde kuramazsınız. Çünkü sizinle iletişim kurabilecek bir bilince sahip değildir. İsterseniz karıncayı ufacık bir hamlenizle öldürebilirsiniz. Bu her ne kadar acımasız bir davranış olsa da hayatınızın akışında pek bir şey değiştirmez. İşte sözünü ettiğimiz bu uygarlık bize bu bakış açışı ile bakıyor olabilir.

C. YOK EDİCİ UYGARLIK TEORİSİ ( SALDIRGAN)

Belki de sahip olduğumuz teknoloji, evrendeki yerimizin tespit edilmesini engelliyor olabilir.Belli bir teknolojiye ulaştığımızda yeni icatlarımız evrene tespit edilebilir sinyaller gönderebilir. Bu sınırı geçtiğimizde gelişmiş bir uygarlık tarafından yok edilebiliriz. Bu uygarlık bütün galaksileri dolaşıp, sınırı geçen uygarlıkları tek bir tuşla imha ediyor olabilir. Bizden önce başka uygarlıkları yok etmiş olabilirler. Bu senaryoda bu uygarlık tarafından yok edilmek için sıramızı beklediğimizi söyleyebiliriz.

D. DOĞAL PARK ( HAYVANAT BAHÇESİ HİPOTEZİ)

Gelişmiş bir uygarlık uzayın belli bölgelerini doğal park olarak ilan etmiş olabilir. Bizi gözetliyorlar ama müdahale etmiyorlar. Onlar için izlenilmesi keyif veren bir program olabiliriz. Belki de onların haber kanallarının son dakikalarında yer alan bir haberden başka bir şey değiliz. Bu gelişmiş uygarlık bizim gibi gelişmemiş uygarlıkların sinyallerini kontrol ederek birbiriyle iletişime geçmesini engelliyor bile olabilir.

5. FARKLI BİLİNÇLER / FARKLI TEKNOLOJİLER

A- FARKLI BİLİNÇLER

Makul bulduğum en mantıklı teori. Uzaylılar dediğimiz canlılar bizim iletişim kuramayacağımız kadar ilkel canlılar olabilir. Siz bu satırları okurken evrenin farklı bir bölgesinde, farklı bir gezegende bir “uzaylı” akşam yemeği için bir “uzaylı”yı avlıyor olabilir. Bir aslanın, bir geyiği avlaması gibi düşünün. Bu canlılar kendi hallerindeler ve düşündüğümüz kadar gelişmiş canlılar değiller dolayısıyla bizimle iletişim kurma potansiyelleri yok ama unutmayalım 4.4 milyar yaşında olan dünyada modern insan anatomik olarak 200.000 yıl önce ortaya çıktı ve modern davranışlarına sadece 50.000 yıl önce kavuştu.

B- FARKLI TEKNOLOJİLER

Farklı bir uygarlıkla teknolojik olarak birbirimize yakın olabiliriz ama iletişim kurma kanallarımız olmayabilir. Onların bize yolladığı sinyalleri parazit olarak algılıyoruz. Çünkü tespit edebileceğimiz bir teknolojimiz yok. Bizim sinyallerimiz de onlar tarafından parazit olarak algılanıyor. Belki de 30 yıl içinde bu iki uygarlık aynı şeyi icat edecek ve ortak bir iletişim kurma kanalına sahip olacağız. Onlarda uzaylılar nerede? diye kendi kendilerine soruyor olabilirler.

6- SİMÜLASYON İÇİNDE MİYİZ?

Gelişmiş bir uygarlık teknolojik olarak en üst sınıra varıp bütün evreni çoktan keşfetmiş olabilir. Bu uygarlık deney yapmak için farklı evrenler simule edip bizleri onun içine hapsetmiş olabilir. Belki de 100 milyar tane evren vardır. Bu tez gerçeklik denen olguyu ortadan kaldırıyor. Belki de var olduğunu bildiğiniz her şey “The Sims” oyunundan hallicedir. Bizler süper-zeki bilgisayarların kodlarından birer parça olabiliriz.

7- EVRENDEKİ TEK CANLI BİZİZ.

Belki de bir gezegende hayat oluşması için çok kompleks olayların yaşanması gerekiyordur. Dünyamız ve bizler birer istisna olabiliriz. 17 milyar dünya benzeri gezegen olsa da evren tam anlamıyla ölü olabilir. Evrene sorduğumuz uzaylılar nerede? sorusunun cevabını hiç alamayacak olabiliriz. Hiçbir gezegen bizim gibi bu kompleks olaylar sürecini başarıyla atlamamış olabilir. Bu teori bana pek anlamlı gelmese de ihtimal dahilinde olduğunu kabul etmek zorundayız. Bizim bütün merakımız tam anlamıyla beyhude bir çabadan başka bir şey olmayabilir. İşin kötü tarafı henüz bunun aksini iddia edebilecek bir kanıta sahip değiliz.

8- KOMPLO TEORİLERİ

Bu teori biraz “Lozan’ın Gizli Maddeleri” seviyesinde bir teori olsa da ihtimal dahilinde olduğu için yazma gereği duyduk. Uzaylılar çoktan keşfedilmiş ama hükümetler tarafından belli gerekçeler sebebiyle gizleniyor olabilir. Hatta dünyayı yönetenler uzaylı bile olabilir. ( biz demiyoruz öyle diyorlar) Bu gerekçelerin ne olduğu konusunda hiç bir fikrimiz yok.

Sonuç olarak; henüz dünya dışı yaşam adına elle tutulur bir kanıt bulamadık. Uzaylılar nerede? diye sormaya devmam ediyoruz. Bu konu üzerine binlerce teori üretilebilir. Biz en çok kabul görülenleri ve kendi teorilerimizi kaleme aldık. Her gece gökyüzüne bakıyor ve oralarda bir şeylerin keşfedilmeyi beklediğini düşünüyoruz. Drake denklemine göre sadece Samanyolu Galaksisinde en az 1000 adet uygarlığın, yıldızlar arası seyahat etme teknolojisine ulaşmış olması gerekiyordu. Belki de bizim hesaplarımız yanlıştır. Belki de bizler var olanı göremiyoruz. Belki de daha zamanı gelmedi.

“Kanıtın yokluğu yokluğun kanıtı değildir.”

Carl Sagan

Gelecekte Mars’ta yaşam mümkün mü? Mars’ta nefes alıp verebilecek miyiz?

Bu konudaki yazımız için tıklayın.

4 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here