Hem çok uzakta hem yalnız. Gezegenlikten çıkarılan Plüton’un üzücü hikayesi.

376

4 Ağustos 2006 tarihinde, gök bilim camiasında hâlâ birçok tartışmaya sebep olmayı sürdüren bir olay gerçekleşti. Güneş Sistemi’nin o zamanlar 9.gezegeni olarak kabul edilen Plüton, Uluslararası Gökbilim Birliği (IAU) tarafından Prag’ta düzenlenen bir konferansta yapılan oylama ile gezegenlikten çıkartıldı. Bu olay hem bazı gökbilimcilerin ve diğer bilim dallarından bilimcilerin, hem de halk içinde bilimi seven insanların çeşitli eleştirilerine maruz kaldı. Her ne kadar halktan insanların eleştirileri çoğu zaman duygusal nedenlerden olsa da, bu eleştirilerin içinde haklı olunan bazı kısımlar da vardı. Bu yazımızda size Plüton’un keşfedilişinden yapısına, gezegenlik sınıfından çıkartılmasındaki nedenlerden bu süreçte yapılan eleştirilere kadar birçok konudan söz edeceğiz.

Plüton’un Keşfedilişi

1905 yılında Amerikalı gökbilimci Percival Lowell, Plüton’un varlığına ilişkin ilk ipucunu Neptün ve Uranüs’ün yörüngelerindeki sapmaları gözlemleyerek yakalamayı başardı. Bu iki gezegenin ötesinde bulunan başka bir gezegenin buna neden olabileceğini öne sürdü ve tahmini olarak yerini 1915 yılında saptamayı başardı; ancak Plüton’u keşfedemeden hayata veda etti. 1930 yılında Lowell ve diğer gökbilimcilerin çalışmalarının ışığında, Clyde Tombaugh nihayet Plüton’u kesin olarak keşfetti. Adını Roma yeraltı tanrısı Pluto’dan alan gezegenin adı Venetia Burney isimli 11 yaşındaki bir kız çocuğun önerisiyle belirlendi.

1930 yılında Clyde Tombaugh Plüton’u keşfetti.

Plüton’un Yapısı

.

  • Plüton, Güneş’e 5,9 milyar kilometre uzaklıkta bulunan Neptün-ötesi bir gök cismidir.
  • Kuiper Kuşağı’nda yer almaktadır ve bu kuşaktaki diğer gök cisimlerine göre en büyüklerden biri olmasına rağmen, Dünya’nın uydusu olan Ay’dan daha küçüktür. Hatta o kadar küçüktür ki, genişliği ABD’nin neredeyse yarısı kadardır.
  • Gezegenin yüzeyi Antartika’dan bile daha soğuktur; eğer Dünyamız bu kadar soğuk olsaydı, soluduğumuz hava bile donmuş halde olacaktı!
  • Plüton’un 1/3’ü buzdan, 2/3’ü ise kayasal yapıdan oluşmaktadır.
  • Dünyamızın yerçekiminin 15’te 1’i kadar bir yerçekimi kuvvetine sahiptir. Yani eğer gezegenimizde 60 kilo geliyorsanız, Plüton’da tartı 4 kilo gösterirdi.
  • Plüton’un uyduları ‘kendi eksenleri etrafında’, Güneş Sistemi’ndeki diğer bütün uydulardan daha hızlı dönmektedirler.
  • Henüz kanıtlanmamış olmakla birlikte, Plüton’un yüzeyinin altında bir okyanus olduğu düşünülmektedir.
  • Yüzeyindeki buz tabakasının kalınlığı 10 km civarındadır.
  • 1 Plüton günü 6,5 Dünya gününe eşittir.
  • Plüton’un 1 yılı 248 Dünya ‘yılına’ eşittir. Yani eğer Plüton’da doğmuş olsaydınız, ilk doğum gününüz için 248 Dünya yılı kadar bir süre beklemeniz gerekecekti.
  • Charon, Kerberos, Styx, Nix ve Hydra isimli uydulara sahiptir.

Plüton’un yapısı ile ilgili verdiğimiz bu bilgilerden sonra gezegenin sahip olduğu birtakım garipliklere göz atmakta fayda var.

Plüton’un 5 uydusu olan Charon, Nix, Hydra, Kerberos ve Styx

Plüton’un Sahip Olduğu Farklılıklar ve Gezegenlikten Çıkarılma Süreci

Plüton, Güneş Sistemi’nde bulunan gezegenlere göre belli başlı farklılıklara sahip. Bu gariplikler keşfedildikten sonra gökbilimciler tarafından Plüton’un gezegen sınıfında mı, yoksa cüce gezegen sınıfında mı olması gerektiği tartışılmaya başlanmıştı. Tuhaflıklardan ilki, Plüton’un yörüngesinin diğer gezegenlere göre çok daha fazla eliptik ve daha eğik olmasıdır. Bunu şöyle açıklarsak daha net anlaşılacaktır: Diğer sekiz gezegen aşağıdaki görselde görülebileceği üzere nispeten düz birer yörünge dizilimine sahiptir. Ancak Plüton, bu sekiz gezegenin yörüngesine göre 17 derecelik açıya sahip bir yörüngede dolanır. Neptün’ün yörüngesiyle Plüton’un yörüngesi çakışır ve bazı gökbilimciler, Plüton’un eskiden Neptün’ün uydusu olduğu hipotezini öne sürmüştür.

Plüton’un yörünge düzlemi, Güneş Sistemi’ndeki diğer gezegenlerden oldukça farklıdır.

Bir diğer tuhaflık ise Plüton’un Charon isimli uydusu ile birlikte gezegen-uydu ilişkisinden çok çift gezegen sistemi gibi bir ilişkilerinin olmasıdır. Bu ne demektir derseniz şöyle açıklayabiliriz: Örnek olarak Dünyamız kendi ekseni etrafında dönerken, uydusu olan Ay onun etrafında dönmektedir ve burada kütle merkezi Dünya’dır. Ancak Charon, Plüton’un etrafında dönmekle birlikte Plüton’da başka bir kütle merkezinin etrafında dönmektedir. Yani normalde gezegen-uydu diye tanımladığımız iki gök cismi, aslında ortak bir kütle merkezi etrafında tur atmaktadırlar. Yukarıda bahsettiğimiz bu ‘garipliklerin’ ortaya çıkmasıyla birlikte gök bilimciler arasında bir tartışma başladı: Plüton bir gezegen midir yoksa değil midir?

Bu tartışmalar sırasında gökbilimcilerden bazıları gezegen tanımını ‘Yıldızlardan küçük her küresel gök cismi’ olarak değiştirmeyi düşündü; ancak bu, Güneş Sistemimizdeki gezegen sayısını 8’den yaklaşık olarak 100’e çıkarmak demekti. 2003 yılında Haumea ve Makemake gibi Plüton’a büyüklük olarak çok yakın gök cisimlerinin keşfedilmesi bilimcileri zorda bıraktı. Ancak asıl bomba etkisi yaratan olay, 2005 yılında Eris isimli gezegenin keşfiyle oldu. Eris, Kuiper kuşağında yer alan bir gök cismiydi ve Plüton’dan azıcık da olsa daha büyük bir yapıya sahipti. Bu keşif gökbilimcilere iki seçenek sunuyordu; ya Eris’i (belki Huamera ve Makemake de dahil) gezegen sınıfına almak ya da Plüton’u gezegen sınıfından cüce gezegen sınıfına düşürmek.

Eris, Plüton’dan birazcık daha büyüktür.

Gökbilimciler 3 maddeden oluşan ve bir gök cismini gezegen olarak sınıflandırmamız için gereken özelliklerin olduğu bir bildiri hazırladılar. Bu 3 madde şöyle:
1) Güneş’in etrafında belirli bir yörüngede dolanıyor olmak.
2) Yaklaşık olarak küresel bir şekle sahip olmak.
3) Gökcisminin etrafının ‘temiz’ olması.

Üçüncü maddenin ifadesinin resmiyete pek uymadığının farkındayız o yüzden o maddeyi kısaca açıklamamız gerekirse, gezegen diyeceğimiz gök cisminin çevresindeki cisimlere karşı baskın bir obje olması gerekmektedir. Yani, gezegenin etrafındaki diğer gök cisimleri ya gezegenin bir parçası haline gelmeli ya da yörüngeden dışarı atılmış olmalılar. Bu elbette ki Satürn, Jüpiter ve Uranüs gibi halkalara sahip olan gezegenlerin bu tanıma uymadığı anlamına gelmemektedir. Burada bahsedilen, çevre yörünge üzerinde bulunan yerlerdir. Halkalı gezegenlerde ise durum bir nevi küçük gök cisimlerinin gezegenin uyduları gibi davranmasıdır.

Konumuza geri dönersek, Plüton’un özellikleri ilk iki maddeye de uymaktadır; ancak üçüncü maddede işler bu gezegen için zorlaşır. Çünkü Kuiper kuşağına ve Plüton’un buradaki yerine baktığımızda pek de ‘temiz’ bir çevre görmemekteyiz. Üzgünüz Plüton… ☹

24 Ağustos 2006’da Prag’da Uluslararası Gökbilim Birliği’nin düzenlediği konferansta, Plüton’un gezegenlikten çıkarılması yukarıda belirttiğimiz maddeler doğrultusunda başlayan uzun tartışmaların ardından oylamaya sunuldu ve 424 gökbilimcinin oy kullandığı oylama, Plüton’un cüce gezegen sınıfına alınması kararıyla sonuçlandı. Bu oylama bilim insanları arasında bir anlaşmazlığa ve sürece karşı gelen eleştirilere neden oldu.

Eleştiriler

Plüton’un gezegenlikten çıkartılıp cüce gezegenlik sınıfına alınması her ne kadar saydığımız sebeplerden ötürü mantıklı olsa da bu süreç eleştirilerin hedefi olmaktan kaçamadı. Gelen ilk eleştirilerden biri bu kararın bir ‘oylama’ ile alınmış olmasınaydı. Bilimde demokrasi olamayacağını savunanlar oldu. Elbette bilimsel kararların kişilerin kullandığı oylara göre verilmesi çok da doğru değildir, bu hep doğru kararların alınacağı anlamına gelmeyebilir. Bu bağlamda yapılan bu eleştiriye hak verebiliriz; ancak bu tartışmaların sürdüğü dönemde böyle bir karar için kurulmuş bir komitenin başka nasıl karar vereceği de kitleler arasında merak konusu olmuştur. Gezegenbilimci Alan Stern ‘Gökbilim adına utandım. Verilen karar teknik açılardan ötürü iğrenç bir karar!’ifadesiyle olaya tepkisini belli etmiştir. Yapılan bir başka eleştiri ise oylamaya katılan gökbilimcilerin sayısının Dünya’daki gökbilimcilerin yaklaşık %5’i kadar olmasıdır.

Halk arasından bilimle ilgilenen insanlar ise bu durumu oldukça duygusal karşılamışlardır. Hatta kimi zaman bu olay aleyhinde protestolar düzenlenmiş ve çeşitli film ve dizilerde (Örneğin The Big Bang Theory) bu konuya göndermeler yapılmıştır. 2006 yılında göreve başlayan ve Plüton’a doğru yola çıkan New Horizons isimli uzay aracının 2015 tarihinde gezegenin yakınından geçmesiyle birlikte bizlere gönderdiği fotoğraflardan çoğuna çeşitli oynamalar yapılmış ve insanlar Plüton’u hâlâ sevdiklerini ve onu unutmadıklarını; hatta ve hatta onun ‘gönüllerde’ hâlâ bir gezegen olduğunu belirtmişlerdir. İngilizcede halk arasında ‘plütolanmak’ anlamına gelen bir sözcük sözlüklere girmiştir ve ‘rütbesi düşürülmek, ünvanı elinden alınmak’ anlamında kullanılmaktadır.

Son olarak Uluslararası Gökbilim Birliği, 2008 yılında Plüton’u cüce gezegen sınıfından da alarak ‘Plütonumsu’ isimli yeni bir sınıfa almıştır.

Plüton için düzenlenen protestolardan bir kare.

 

Kaynak : <www.bilimfili.com/pluton-gezegenlikten-cikartildi/>

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here